Ercan Kolku

Ercan Kolku

ercankolku@hotmail.com

TAŞ ALTINA KAFA KOL SOKMAYIN,EL ATIN YETER!

“Elimizi taşın altına koyduk”. Yada “Elimizi taşın altına sokmalıyız.” gibi  cümleler başta siyaset sahnesinde olmak üzere sıkça duyduğumuz sözlerin başında gelir.

Aslında “Elini taşın altına koymak” sözünden benim anladığım; Gerçekleşmesini istediğimiz bir takım şeyler için bizlerinde fedakarlık ederek bazı şeylerden vazgeçmemizi, işin gerçekleşmesi için üzerimize düşeni yapmamızı ifade eder. Hatta  “Elimizi değil, başımızı taşın altına koyduk” gibi iddialı laflar  ise, bu yolda karşılaşılan güçlüklerin anlamını güçlendirmek adına pekiştirici cümleler olarak kullanılır.

 

Şu bizim Emet deresinde ise yıllardır ortadan kaldırılması gereken bir çok taş olduğunu ancak, bu taşların altına konulan ellerin  yetersiz geldiği, Kim yada kimlerce konulduğu bilinmeyen bu taşların gelişime en büyük engel olduğunu gözlemlemişimdir. Kimi zaman  yakın çevreme “ Gösterin şu gevur taşları da bir el sokalım” desekte  kişiden kişiye taşın konumu ve hacmi değişmiştir.

Yıllarca kaçırılan fırsatları gördükçe “Elini taşın altına sokmayı” görev ahdedenlerin   belki programsızlıktan, belki iş bilmezlikten, belkide  taş denilince 9 taş türü oyunları anladığından bırakın taşların kalkmasını,yer bile değiştirebildiği söylemek pek mümkün olmamıştır.

 

Bazende öyle olur. Yetkili, etkili dokunsa  kımıltacak, gayret etse kaldıracaktır taşı. Taş neden kaldırılmalıdır bilmesede,  yanlış yere yuvarlanmış  yanlış yere yuvalanmış o taş kalkmalıdır. Ama Emet gibi yerlerde o taşın üstüne oturanlar sürekli arttığından, taşı kaldırmayı bırak, yerinden oynatmak bile güçleşmektedir. Ve bir zaman sonra, “Elini taşın altına koymaktan” vazgeçip, “Elini taşın altına koymalılar arkadaş” denen grubu dahil oluverirler.

 

Anlatılan Kocakıran veya Hisarlık olmadığından makinalarla yapılan dağları taşları yerinden oynatmalar  da bu mecazi taşlar konusunda çavuşlarda çoktur. Kimine göre şu uçtan,kimine göre diğer uçtan , el sokulup iş gerçekleşmelidir.

 

“Elini taşım altına koymak” denilsede ardında edilen “Her taşa elini uzatma altından ya yılan çıkar ya çıyan” sözünüde hatırlatarak bu yazıyı özetlemek istiyorum.

Kardeşim taşın altına bilinçsizce el sokup,  ama yılanlarla, ama  ezilme tehlikeleri ile uğraşmaktansa, taşın büyüklüğüne göre, el birlik,  yolları kapayan taşları ortadan kaldırmak gerekir. Hem riski, hemde tabiri caizse zaiyatı azaltır. 

 

Bir gerçek varki, kalkması gerken taşlar varsa kalkmalıdır. Sonuç almak içinse  bireysel el sokmalardan çok, önce yürek sonra bilek gücü ile hep birlikte hareket etmekten geçer.

 

SALI PAZARI HİKAYELERİ

Tahir...
Onu hiçbir sınıf arkadaşı sevmiyordu. Çünkü derslerine asla çalışmayan, tembel ve bön bir çocuktu. Özellikle öğretmeni "beni delirtiyorsun" diye hep kızıyordu Tahir'e.
Bir gün Tahir'in annesi okula geldi. Öğretmeni ile görüştü. Öğretmen dürüstçe "çocuğunuz ders çalışmayan aptalca şeyler yapan bir çocuk, notları da düşük, hayatımda bunun kadar tembel bir öğrenci görmedim" dedi. Annesi çok şaşırdı, Tahir'i okuldan aldı ve Kayseri'ye taşındılar.
Aradan 25 yıl geçti. Öğretmen de Kayseri'ye tayin olmuştu. Bir gün öğretmen ağır bir kalp krizi geçirdi. Bütün doktorlar ameliyat olması gerektiğini söylediler. Bu zor bir ameliyattı ve Kayseri'de ameliyatı yapabilecek tek bir cerrah vardı…
Öğretmen ameliyat oldu. Gözünü açtığında karşısında yakışıklı cerrah ona gülümsüyordu. Öğretmen tam teşekkür edecekti ki suratı morarmaya başladı. Bir şey söylemek için elini kaldırdı ama söyleyemeden küt diye öldü.

Cerrahın Tahir çıkacağını sandınız değil mi?

Yapmayın, komik olmayın...

Doktor şaşırdı. Ne olduğunu anlamaya çalışırken bir baktı ki o da ne?

Odaları temizleyen Tahir, solunum cihazının fişini çekip elektrik süpürgesini takmış.

Önce eğitim… Öğrenmek pahalıdır,ama cehalet çok daha pahalı sonuçlar doğurabilir. İyi haftalar.

 

 

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları