Ercan Kolku

Ercan Kolku

ercankolku@hotmail.com

İŞÇİ KARDEŞİM, BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ!!!

VALLA BU İŞ  BAKANIN “BURASI ÇOK ÖNEMLİYE DÖNÜYOR”

                Belediye işçilerinin zamlı maaşlarının geri alınmasının gündemde olduğu,sebeblerini,başkanların konu ile ilgili açıklamalarını, işi için önemli olanın kendi kazanımları olduğunu belirten makalemizi yayınladık.

                Bu sayımızdada sendika başkanı Ahmet Özen’in  açıklamalarına yer verdik.

                İşin özeti şu; Ekonomi bakanımız sayın ALBAYRAK’ın  ekonomik terimlerden anlamayan halkımıza sıkça BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ dediği gibi,

                İŞÇİ KARDEŞİM,BAKIN BURASI ÇOK ÖNEMLİ;

                Ortada tarih atılmasada geçicide olsa yetki tespit belgesi ile imzaları atılmış bir sözleşme var… Bakınız burasıda çok önemli  bakanlığın haberi yok.

                 Emet belediyesi sözleşmesinin örnek gösterilerek benzerlerinin imzalandığı sözleşmelerde var. Zam verilebileceğine karşı yargı içtihat kararı,anayasa mahkemesi kararıda var.Hatta ortada alınan zamlı maaşlarda var.

                Ama  Yetki belgesi 2 Mayısta çıktığı için, sözleşme yenileme gündemde…

                Sendika Bilecikte, Mihalıçıkta olduğu gibi Emette de yeniden bu sözleşmeyi imzalayabilir. Tabi sendika başkanımız sayın Bakan ALBAYRAK gibi;” Hükümet şöyle diyor, Yüzde 4’ten fazlası sıkıntı yaratır, belediye bütçesi vs demezse başkan DOĞAN ile sıkı bir pazarlığada oturabilir.

                Demiştikya efendim. Nihayetinde işçi işini bilir,işini yapar. Gönlünde kim varsa oyunu kullanmış geçmiştir. Onun için seçimi kimin kazandığı değil,kendisinin ne kazanacağı önemlidir…

                Yani, bakınız burası çok çok daha önemli…. Ramazan bayramı yakındır ama, işçi maaş bayramında henüz daha arife bile  gelmemiştir…

 

KUMAŞÇI,KARPUZCU VE DAHİ GAZETECİ!!!

Ramazan gireli hikaye yazmıyorsun diyen okurlarımız var. Malum bizler biraz ramazanda yoğunluk yaşadığımızdan makalelere ara verebiliyoruz.

Ama şurada bir kenarlarda kalmış bir hikayeyi sizlerle paylaşarak, hem okurlarımızn gönlünü hoş tutmak,hemde  Ramazan münasebetiylede olsa bazen  tebdili kıyafet gazeteciliğe devam ettiğimizi de hatırlatalım istedik!!!

Bir gün Padişah, vezire sorar;

– Vezir İstanbul’da evliya var mı?

– Aman padişahım, İstanbul evliya yatağı olarak bilinir, evliya olmaz mı hiç!

– Öyleyse bir kaç tanesini ziyaret edelim.

– Sultanım, arzu ederseniz tebdil- i kıyafet ile şehri dolaşalım.

Vezir ve padişah köylü kıyafetine girip, yola çıkarlar. Önce Mısır çarşısına girerler. Orada bir kumaşçı dükkanına girip selam verirler. Dükkan sahibi büyük bir edeple selamı alır ve müşterilerine iltifatta bulunarak;

– Hoş geldiniz, safa geldiniz, maşallah Allah’ın ne güzel kulları var, buyurun efendim der. Vezir, biraz kumaş lazımolduğunu ve kumaş almaya geldiklerini söyler. Kumaşçı, hangisinden alacaklarını sorar.Vezir;

– Şu topu, şu topu, şu topu indir. Diyerek topların yarısından fazlasını indirir.Sonra da:

– Şundan yarım metre, şundan bir metre, şundan iki metre kes. Diyerek indirttiği bütün toplardan kestirir.Kumaşçı:

– Allah’ın ne güzel kulları var, ya Rabbi! Sana şükür diyerek kestiği kumaşları paket yapar, ücretlerini hesap edip miktarı yazılı olan kağıdı vezire uzatır. Bu sefer vezir;

– Kusura bakmayın biz bunları almaktan vazgeçtik, çünkü kumaşları beğenmedik der.Kumaşçı büyük bir teslimiyetle;

– Hay hay olur efendim, Allah’ın ne güzel kulları var, fark etmez efendim, güle güle! diyerek müşterilerini uğurlar.Paketlenmiş kumaşlarını bir tarafa koyar. Padişah ve vezir bu sefer Beyazıt meydanına çıkarlar.Orada elinde sopasıyla;

– Karpuz, karpuz! Diye bağırarak karpuz satan celalli birisini görürler.

 Padişah Karpuzun Birini alır birini bırakır, öbürünü sıkar, diğerinin kabuğuna el vurarak olup olmadığını kontrol eder ama bir türlü karpuz alamaz. Karpuzcu ise göz ucuyla müşterisini takip etmektedir. Bakar ki ellemediği ve sıkmadığı karpuz kalmadı, müşteriye elindeki sopasını göstererek:

– Bana bak alacaksan bir tane al, git. Karpuzları yaralayıp durma! Beni de kumaşçı gibi zannetme! Padişah olduğuna da güvenme. Şu sopa ile kafanı kırarım! der.Padişah:

– Sus sus, bizi deşifre etme! Alelacele bir karpuz alıp parasını ödeyerek hızlıca oradan ayrılır.

Padişah – Vezir bu kadar yeter! Karpuzcusu, kumaşçısı evliya olan yerde daha neler vardır kim bilir, yeter! Şimdi gidip kumaşçının paralarını verelim, adamcağız zarar etmesin der. Tekrar kumaşçıya gidip selam verirler. Kumaşçı yine aynı teslimiyet ve vakar içinde selamlarını alır;

– Buyurunuz efendim, Allah’ın ne güzel kulları var, buyrun efendim! der.Vezir;

– Biz yeniden karar verdik kestirdiğimiz kumaşları alacağız deyip parasını verip kumaşçı ile vedalaşırlar. Dükkandançıkarken kumaşçı ellerini kaldırıp;

– Ya Rabbi! Sana hamdolsun. Bugün iki defa dükkanıma padişahı gönderdin. diye Allah’a şükreder. Padişah bu halkarşısında şaşırır, vezire;

– Vezir, anladım bu iki zatın ikisi de evliyadır ama acaba hangisi üstün? diye sorar. Akıllı vezir şöyle cevap verir;

Padişahım, ben hangisinin üstün olduğunu bilemem; amma herhalde laftan anlayanlara kumaşçı gibisi, laftan anlamayanlara da karpuzcu gibi birisi lazım.

                Velhasıl dostlar,Kumaşçı gibi laf anlatmak kadar, karpuzcu gibi sopa olmasada kalem sallamayı biliriz Elhamdülillah…İyi haftalar.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları