Ercan Kolku

Ercan Kolku

ercankolku@hotmail.com

ALİM HOCAM ELİNİ ÇABUK TUTTU!

 Köşe yazılarımızı okuyanlar hatırlayacaktır, defalarca Kütahya Valiliği deposunda duran ,Emetli hemşehrimiz Mustafa Kemal Altınsoy tarafından yapılan heykel’in Emet hükümet önüne yakışacağını yazmıştık.

Bu konuda çeşitli girişimler olmuş, kaymakamlık ve belediye heykeli talep etmişti. Oluyordu olmuyordu derken Kütahya belediye başkanımız sayın Alim Işık, depodan muhteşem heykeli çıkattırarka yeni bina önüne diktirdi bile. Hem helal olsun, diyoruz, hemde bu muhteşem eseri kaybettiğimiz içn ilçemiz adına üzüldüğümüzü ifade ediyoruz.

Heykeltraşımız Mustafa Kemal Altınsoy, 3 Eylül yerel resim ve el sanatları sanatçılarımız için ilçemize gelecek. İlçemizede aynı tür heykelin yapımı, yan sütınlarındada hükümet konağı baskını ve Cevizdere zaferimizin anlatıdıldığı figürlerle böyle bir eser ilçemizede kazandırılması için görüşülmeli.

 Mevcut heykelimiz zamanında Emet Kaymakamlığı ve Emet Atatürkçü düşünce derneği ortak çalışması ile yapılmıştı. Hem meydanımıza hemde tarihimize ufak geliyor.

 Sayın kaymakamımız Hasan Çiçek’in bu konuda gerekli hassasiyeti göstererek destek vereceklerine inancımız tamdır. Hem Emetli bir heykeltraşımızın ilçemizde eseri ölümsüzleştirilecek, hemde  Cumhuriyetimizin kurucusu  Atatürk v e ilçemizin milli mücadeledeki önemi sanatsal anlamda anlatılarak, etkin bir tanıtım gerçekleştirilecektir.

Bu vesile ile Dini ve milli bayramlarımızın özgürce yaşamamız adına en büyük zaferimiz 30 Ağustos zaferimizi kutluyor,  zaferin ve Cumhuriyetin öneminin bir kez daha anlamamıza vesile olması dileklerimi iletiyorum.

 

ZAFER GENÇLERİ KAZANDIKÇA GELECEKTİR

Hangi genç yazdıysa alnından öpeyim.

MUHTEŞEM BİR YAZI...
“Ben 21 yaşında bir üniversite öğrencisiyim. Yazılarınızı fırsat buldukça okuyorum.
Yazılarınızda sık sık “Gençlik nereye gidiyor?” türünden yakınmalarınız oluyor? Gençlik derken herhâlde lise ve üniversite öğrencilerini kastediyorsunuz. Bu durumda ben de nereye gittiğini çok merak ettiğiniz o grubun bir üyesiyim.
Madem bu ülkede yaşayan insanları gençler ve yetişkinler olarak ikiye ayırdınız, ben de siz yetişkinlere bazı sorular sormak istiyorum.
Bir köşe yazarı olarak gençlerin nereye gittiğinden çok, yetişkinlerin nerede durduğuyla ilgilenmeniz gerekmiyor mu?
Ülkenin başını belaya sokan olayların başaktörleri genelde gençler mi, yoksa yetişkinler mi?
Bu ülkede yüz binlerce öğrenci tek bir soru fazla yapabilmek için dirsek çürütürken, birileri sınav sorularını ve sorularla birlikte gençlerin hayallerini çaldı ve geleceğimizi çürüttü. Bu soruları çalanlar lise öğrencileri miydi?
15 Temmuz’u planlayanlar kaçıncı sınıfa gidiyordu?
Milletin yüzüne baka baka yalan söyleyen siyasetçiler hangi üniversitede okuyor?
Sanatçı kimliğiyle her türlü ahlaksızlığı yapanlar ergen mi?
Din adamı sıfatıyla ekranlara çıkıp inancıma ve değerlerime küfredenler kaç yaşında?
Sinemada 7 yaş üstüne uygun olarak işaretlenmiş filmde bel üstüne çıkamayan yapımcılar kaç doğumlu?
Lütfen artık gençliğe laf söylemeyi bırakın da yetişkinlere bakın ve “Sizler bu ülkenin geleceğisiniz!” gibi klişe sloganlardan vazgeçin.
Çünkü sizler bu ülkenin bugünüsünüz. Siz yaşadığınız günü bile kurtaramazken, yarınları kurtarma işini niçin bize ihale ediyorsunuz?
Kimin elinin kimin cebinde belli olmadığı, çarpık ilişkilerle dolu dizilere reyting rekoru kırdıran sizlersiniz. Kan damlayan, şiddet kusan senaryoları siz yazdırıyorsunuz.
Evlilik gibi kutsal bir müesseseyi, evlilik programlarında virane bir gecekonduya dönüştüren yine sizsiniz.
Youtube fenomenlerini seyrediyoruz diye ağlaşıyorsunuz. Ama o fenomenlere film çektirip parayı götüren sizlersiniz.
Siz gece kulüplerinde kavga eden futbolcuları el üstünde tutarken, okul koridorlarında kavga eden öğrencileri disipline gönderemezsiniz.
Bir yandan her türlü rezilliği özgürlük olarak sunan, cinsiyetsiz bir toplum özlemiyle yanıp tutuşan yazarların kitaplarını okurken, bir yandan ailenin öneminden bahsedemezsiniz.
Yetişkinler para hırsıyla sürekli inşaat yaparak şehri betona boğarken, gençlerden geleceği inşa etmelerini bekleyemezsiniz.
Alttan bir sürü dersiniz var, bize üst perdeden ahlak dersi veriyorsunuz!
Size bir şey söyleyeyim mi? Yeni nesil pırıl pırıl. Hiçbir sıkıntı yok. Asıl sıkıntı, yeni nesle eski nesilleri unutturan yetişkinlerde.
Son iki yılda kaç tane Türk filmi çekilmiş ve geçmişimizi anlatıyor. Kitapçıların çok satanlar rafındaki kitaplardan kaç tanesi gençlere ecdadını sevdirmek için yazılmış acaba?
Siz dedelerinizin emanetine sahip çıksaydınız, biz de yarınları emanet olarak kabul ederdik belki. Ama şu durumda hiç emanet alacak durumumuz yok! Kusura bakmayın!
Geçmişini unutturduğunuz bir nesle, gelecekten ödev veremezsiniz!
Bu yüzden aranızda, “Yeni nesil şöyle, yeni nesil böyle!” diye konuşup durmayı bırakın!
“Senin yaşında Fatih İstanbul’u fethetmişti!” diyerek demagoji de yapmayın! Evet, 21 yaşındayım. Ama Fatih’in İstanbul’u fethettiği yaşta değilim.
Çünkü benim babam II. Murad değil, hocam da Akşemseddin değil.
Zaten İstanbul da artık Fatih’in fethettiği İstanbul değil.
Kalın sağlıcakla...”

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları