Emet’te siyaset dedin mi, bugünü konuşman mümkün değildir.
Belki geçmişte yaşanan hataların tekrar edilmemesi adına, kısa bir geçmiş muhakemesi yapmak uygun olsada,bizlerde geçmiş kavgası yaparken,bugünü tartışmak rafa kaldırılıverir.
Üstelik, geçmiş her nedense daima güzel gösterilir…Onca kavga gürültü,hata vs kısa geçiştirilirken, sanki yükselme devrinden,duraklama devrine geçmişiz gibi gösterme gayretleri içerisine girilir.
Halbuki bu günün oluşumunda dünün kararlarının,ekonomik hatalarının, seçim yanlışlarının bugün içinde bulunduğumuz sıkıntıların ana kaynağı olduğu görmezden gelinir.
Bir kısırdöngü içinde dünü tartışır,yaşar, bugünüde kaçırırız. Yarını konuşmak, ise yarına kalır!
Geçmişte yapılan güzel hizmetler falanca parti ve filanca kişiden bizlere miras kalırken, geçmişten bugüne gelen hatalarda ise suçlular nedense hep çeşitlilik gösterir. Falancadır,filancadır…
Takdir tek,eleştiri üstüne alınan olmadığından çeşitlilik gösterir.O sebeble güzel çalışmaların kimden miras kaldığını konuşuruzda, kötü olan her şeye redd-i miras gibi redd-i siyaset yaparız.
Atadan babadan miras gibi koltuk devretme sevdası olanları gördükçe…
Ve dahi bilmem kaç yıl önce yapılmış,adım adım kabulü,denetimi, planı ve dahi projesi yapılmış, yıllar içinde gelişmiş hatta mevcut iktidar kurulmamışken bile yapımı başlamış işleri sahiplenenleri görünce,
Geçmişin sevaplarını sahiplenen bolluğu, günahlarda ise hala suçluyu tespit edememe gayretleri içerisinde olma çalışmalarını görünce,
Düne kadar Saadet,Mhp,Dyp,Anap, hatta Dsp ve diğer partilerdeyken Ak parti şemsiyesi altına girince geçmişin suçunu geçmişteki partilerine yükleyenleri gördükçe
Aklıma aşağıdaki fıkra geliverdi;
TARLA TAKKE BİZİMDİR ,BORÇLAR RAHMETLİNİN
Çobanın birisi, kurtlara karşı kahramanlık gösteren köpeğine bir koyun bağışlamış. Olacak ya, o günlerde köpek ölmüş, fakat çoban sözünden dönmemiş. Köpeğe adanan koyun ise habire doğurmuş da doğurmuş, olmuş ayrı bir sürü. Çoban bunları ne yapacağını bilememiş. En sonunda mahallin kadısına gitmiş, bu köpeğin mirasının kime kalacağını sormuş.
O da allem etmiş, kallem etmiş, kitabları karıştırmış; sonra da mirasın kendisine kalacağını söylemiş.
Büyük bir yükten kurtulan çoban derin bir nefes alıp ferahlamış, “hemen sabahleyin köpeğin koyunlarını sizin eve getireceğim” demiş.
Adam tam kapıdan çıkacağı zaman aklına bir şey takılmış, geriye dönerek sormuş:
“Kadı bey, Ben bu sürüyü size getireceğim getirmesine de, aklıma takıldı; sen bizim köpeğin nesi oluyorsun?”
Sonuçlar güzel oldu mu mirasçısı çok olur, aksi durumda ise reddi miras gibi reddi siyasette en revaçta olan uygulamalardandır…