Yusuf ŞAHAN

Adına Boşuna 'Kurtuluş' Demediler

Yusuf ŞAHAN

Bugün bir an durup kendimize şu soruyu soralım: Eğer bundan bir asır önce Anadolu insanı "Artık yapacak bir şey kalmadı." deseydi, bugün üzerinde yaşadığımız bu vatan aynı vatan olur muydu?

 

Cevabı hepimiz biliyoruz.

 

İşte bu yüzden o büyük mücadeleye sıradan bir savaşın adı verilmedi. Ona "Kurtuluş Savaşı" denildi. Çünkü verilen mücadele yalnızca işgal edilen şehirleri geri almak için değildi; bir milletin geleceğini, bağımsızlığını ve onurunu yeniden ayağa kaldırmak içindi.

 

1919'da Anadolu'nun manzarası hiç de iç açıcı değildi. Yıllardır süren savaşların yorgunluğu, Dünya Savaşı’nın ağır faturası, yokluk, açlık ve işgaller... İnsanların umutlarını kaybetmesi için sayısız sebep vardı. Fakat bu millet, Ulu Lider Sarı Başbuğ Mustafa Kemal ve dava arkadaşları öncülüğünde tarih boyunca yaptığı gibi yine ayağa kalkmayı seçti. Kimisi cephede silah tuttu, kimisi kağnısıyla cephane taşıdı, kimisi elindeki son ekmeği askeriyle paylaştı. O gün verilen mücadeleyi büyük yapan sadece kazanılan zafer değildi; millet olmanın ne demek olduğunu bütün dünyaya göstermesiydi. Akıllarda tek bir düşünce vardı “Ya İstiklal Ya Ölüm !!!”

 

"Kurtuluş" kelimesi burada çok önemli bir anlam taşır. Çünkü kurtarılan yalnızca toprak değildi. Esaretin eşiğine gelmiş bir millet yeniden kendi kaderini tayin etme hakkını kazandı.

 

Bağımsızlık kurtarıldı.

Haysiyet kurtarıldı.

Ay yıldızlı bayrağın sonsuza kadar bu topraklarda dalgalanma umudu kurtarıldı.

 

Bugün çocuklarımız kendi okullarında kendi dillerinde eğitim alabiliyor, kendi bayrağımız altında özgürce yaşayabiliyorsa bunun temelinde o yıllarda verilen büyük fedakârlık vardır. O fedakârlıkların çoğu ise tarih kitaplarının satır aralarında kalan isimsiz kahramanlara aittir. Cepheye mermi taşıyan analar, günlerce aç kalan Mehmetçikler, evladını toprağa verip yine de "Vatan sağ olsun." diyebilen babalar...

Hiçbiri tarihe geçmek için mücadele etmedi. Onlar sadece çocuklarının esir bir ülkede büyümesini istemedi.

 

Belki de Kurtuluş Savaşı'nı diğer savaşlardan ayıran en önemli özellik budur. Bu, fetih için verilen bir savaş değildi. Başkasının toprağında gözü olan bir milletin savaşı hiç değildi. Bu, kendi yurdunda özgür yaşamak isteyen insanların son nefesine kadar verdiği var olma mücadelesiydi.

 

Aradan geçen yıllar bize teknolojiyi, konforu ve bambaşka bir hayatı getirdi. Ama bir şeyi asla değiştirmedi: Bağımsızlığın bedeli. O bedel, Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da ve Anadolu'nun dört bir yanında canıyla ödeyen insanların emaneti olarak bugün de omuzlarımızdadır.

 

 

İşte bu yüzden adına "Kurtuluş Savaşı" denildi.

Çünkü o gün kurtarılan sadece bir ülke değil, bir milletin geleceğiydi. Ve bazı emanetler vardır ki, onları yaşatmanın yolu sadece anmak değil; anlamaktır. Kutsala sözle de olsa dokunmamaktır.

 

Saygı ve sevgi ile

Yazarın Diğer Yazıları