Şehirler, ilçeler yalnızca binalardan oluşmaz. Bir şehrin, ilçenin kimliğini; sokakları, meydanları ve insanların bir araya geldiği yaşam alanları oluşturur. Emet Salı Pazarı da bunlardan biridir. Bu pazar, yalnızca meyve, sebze, elbise satılan bir alan değil, ilçenin ekonomik ve sosyal yaşamını ayakta tutan önemli bir merkezdir.
Bugünlerde Emet’te Salı günü herhangi bir olumsuz durumda kabahatli Salı Pazarı oluyor. Hemen kapalı Pazar yeri olmalı sesleri yükseliyor mehlem önünden. Kapalı pazar yeri düşüncesi ilk bakışta modern ve kullanışlı bir yatırım gibi görünebilir. Elbette vatandaşın, satıcıların yağmurdan ve sıcaktan korunacağı daha konforlu alanlar oluşturulması değerlidir. Ancak şehir planlamasında her yatırımın yalnızca inşaat yönü değil, ekonomik ve sosyal etkileri de birlikte değerlendirilmelidir.
Bilim Ne Diyor?
Şehir planlama alanında çalışan dünyaca ünlü düşünür Jane Jacobs, canlı kent merkezlerinin temel unsurunun sokaklardaki insan hareketliliği olduğunu ifade eder. Jacobs'a göre insanların farklı nedenlerle aynı sokakları kullanması; küçük esnafı, yerel ekonomiyi ve sosyal yaşamı ayakta tutar. Hareketliliğin tek bir noktada toplanması ise çevredeki ticari canlılığı azaltabilir.
Benzer şekilde Project for Public Spaces (PPS) tarafından yapılan çalışmalar da geleneksel açık pazarların yalnızca alışveriş yapılan yerler olmadığını; çevredeki işletmelere müşteri taşıyan ekonomik çekim merkezleri olduğunu göstermektedir. Pazara gelen vatandaş çoğu zaman yalnızca pazarcıdan alışveriş yapmaz; fırına uğrar, marketten alışveriş eder, simit alır, lokantada yemek yer, çay içer vs. vs…. Böylece pazarın olduğu gün ilçedeki ticaret birçok sektöre yayılır.
Emet'in Salı Pazarı tam da bu özelliğe sahiptir. Mehlem Önünden Gezne Camisine kadar uzun bir güzergâha yayılan pazar, onlarca yerel işletmenin salı gününü ekonomik açıdan en verimli günü hâline getirmektedir. Pazarın tek bir kapalı alana taşınması durumunda bu hareketliliğin önemli bir kısmının yeni alanda yoğunlaşması, çarşı içerisindeki işletmelerin müşteri sayısında azalmaya yol açabilir. Bu ihtimal mutlaka bilimsel yöntemlerle analiz edilmelidir. Nitekim ilçenin ekonomik durumu da ortadadır.
Komşu ilçemiz Tavşanlı'nın Cumartesi pazarı da Emet'e benzer şekilde geniş bir alana yayılmaktadır. Buna rağmen pazarın şehir merkeziyle bütünleşik yapısı korunmaktadır. Öte yandan bir diğer komşu ilçemiz Hisarcık gibi nüfusu ve pazar hacmi daha küçük ilçelerde uygulanan çözümler, Emet gibi daha farklı ticari dinamiklere sahip bir ilçe için aynı sonucu vermeyebilir. Her kentin planlama kararları kendi ekonomik ve sosyal yapısına göre verilmelidir.
Bugün dünyada şehir planlamasında benimsenen temel yaklaşım, büyük projelerden önce etki analizi yapılmasıdır. Esnafın cirosu nasıl değişecek? Vatandaşın ulaşımı kolaylaşacak mı? Çarşıdaki yaya hareketi azalacak mı? Yerel ekonomi bundan nasıl etkilenecek? Bu soruların cevapları verilmeden alınacak kararlar, yapılacak yorumlar iyi niyetli olsa bile beklenmeyen sonuçlar doğurabilir.
Emet'in ihtiyacı belki de pazarı tamamen taşımak değil; mevcut pazar alanını daha düzenli, daha güvenli ve daha konforlu hâle getirmektir. Çünkü bazen şehirleri güçlü yapan yeni binalar değil, yıllardır yaşayan sokak kültürünü koruyabilmektir.
Bir pazarı taşımak kolaydır. Ancak o pazarın yıllar içinde oluşturduğu ekonomik dengeyi, esnaf dayanışmasını ve şehir kültürünü yeniden inşa etmek hiç de kolay değildir.
Saygı ve sevgi ile…