Bu Meslekte Kayan Virgül Değil,Hayatlardır - Ercan Kolku

Bu Meslekte Kayan Virgül Değil,Hayatlardır


İstanbul Teknik Üniversitesi'nde, yaşanan bir hikayeden bahsedeceğim.
O yıllarda Üniversitede öğrenci olan  mühendislerden Oğul Sarıkaya’nın hikayesi
Sarıkaya anlatıyor;
“Bir gün, çok değerli bir mukavemet akademisyenimizin dersindeydim. Değerli hocamız, öğrenciler tarafından korkulan biriydi. Herkes, kendisinin çok gaddar ve de acımasız olduğu için şikayet ederdi. Düşünün ki ara sınavdaki sınıf ortalamaları 100 üzerinden 15-20 gibi seviyelerde çıkıyor. Bir gün, bir arkadaşımız isyan etti: 
“Sayın hocam, bize o kadar düşük notlar veriyorsunuz ki ortalamamız düşüyor. Hevesimizi yitiriyoruz" diye. Hocamız derin bir nefes aldı ve cevapladı: 
“Haksızlık mı yapıyorum.? Buna mı itirazınız var..?!”
Arkadaşımız biraz laubali bir şekilde;
“Gidiş yolumuz doğru olan sorularda, bir virgül kaydırdık diye 0 puan veriyorsunuz" diyerek serzenişte bulundu. 
Hocamızın yüzü aniden gerildi ve birden haykırmaya başladı:

"DEMEK VİRGÜL YÜZÜNDEN PUAN KIRIYORUM..!
Hiç kimse sınıftan çıkmayacak. Hepiniz burada bekleyeceksiniz. Eğer sınıftan çıkan olursa; dersten bırakırım" diye sözünü bitirdi ve bir hışımla sınıftan dışarı çıktı. Hepimiz şaşkın bir şekilde birbirimizin yüzüne bakıyorduk. Ne olacağı hakkında hiçbir fikrimiz yoktu. 
Sonra aniden sınıfın kapısı açıldı ve de elinde kocaman bir slayt makinesi ile içeriye girdi. Şaşkın ve korkulu bir şekilde kendisini izliyorduk. Hemen bir kutu slaytı hızlıca makineye yerleştirdi. Halen sinirle soluyordu ve sınıfa tekrar seslendi: 
“Hiçbiriniz dışarıya çıkmayacak.!!”
Ekrana gelen ilk görüntüde, kalorifer peteği altında sıkışarak can vermiş bir vatandaşımız vardı. 
Az önce meraklı ve uğultulu olan grubun sesi bıçak gibi kesilmişti. İğrenerek yüzünü dönenler, ağlamaya başlayanlar, hatta kusan bir arkadaşımız dahi olmuştu. 
Bir sonraki slaytta ise; Deprem göçüğü sebebiyle patlayan bir kazan dairesinden fışkıran sular sebebiyle vefat eden bir yatakhane dolusu ortaokul öğrencisi vardı. 
Hocamız, buz kesmiş sınıfa doğru döndü ve de sesini bir ton yumuşattı ancak halen öfkeliydi.
“Soralım bu zavallı vatandaşlarımıza, virgülün yeri neresiymiş... Gidiş yolu doğru olan herkesi mezun etmemiz gereken bir kurum olmamız lazım aslında. Ne de olsa iyi niyet var değil mi..?!” 
Sonra aniden elindeki tebeşiri tahtayı fırlatıp parçalattı.
”Ben o niyete tüküreyim!…
Siz nerede olduğunuzu, ne okuduğunuzu sanıyorsunuz.?! Çocuk oyunu mu.? O virgül yüzünden insanlar ölüyor. Okuduğunuz okulu hobi olarak görüyorsanız eğer, yarın derhal kaydınızı alın bu okuldan. Gidip eğlenin istediğiniz yerde.
 Bu meslekte kayan şey virgül değil, hayattır.
 Senin bir anlık ihmalin, yetersizliğin, bu slaytta görmüş olduğun suçsuz insanların ölümüne neden olacaktır. Sen sadece doktorluk kutsal bilirsin. 
HER MESLEK KUTSALDIR.! Yaşayan ve yaşatan herkes kıymetlidir. Siz bu ülkenin aptal gençliği değilsiniz. Siz umutsunuz.. Siz geleceksiniz.!!
Biz elimizden geleni yapmaya çalıştık ama olmadı. Belki siz başarırsınız diye yırtınıyorum. 
Bir umudum var sizden çocuklarım;
Boğaz köprüsü yapılırken gece gündüz çalıştım. Babamın cenazesine zamanında gidemedim. Açılacağı gün gittiğimde;
-“Senin protokolde yerin yok, hadi yoluna git" dediklerindeki protokole baktığımda anladım ülkenin gerçeğini. Halkın fedakarlığı ve vergisiyle yapılan 
bir köprünün protokolünde, zerre emeği olmayan 
ne kadar kebap düşkünü politikacı varsa hepsi oradaydı. Mühendisler, mimarlar, işçiler yoktu ama, kendileri vardı..!
Benim tek istediğim;
Tıpkı cumhuriyetin ilk yıllarındaki gibi, protokolde validen önce gelen, halkın bir öğretmen ve bir doktor kadar sevdiği mühendisleri yetiştirmek. 
O mühendislerin, kendilerine sevgi ve saygı duyan insanları, tüm bilim ve ahlak ile korumaya çalışmalarıdır. Bu vatanın yetiştirdiği insanlar olarak, bu vatana sahip çıkmanızdır. Sizler çocuk değilsiniz. Derslerinize iyi çalışmanız ve de kendinizi hep geliştirmeniz lazım. Puan için yalvaran değil, muasır medeniyetler için çabalayan insanlar olmanız lazım" dedi.
Sonra Tolga'ya döndü ve "Sen katil misin Tolga.?” diye sordu. Tolga'nın gözleri halen yatakhanedeki ölü çocuklara bakıyordu. Hepimiz gibi onun da boğazı düğümlenmişti ve ağlamaklıydı. 
Titreyerek "Hayır hocam" diyebildi.
Ve sonra sayın hocam hiç unutmayacağım 
şu sözlerle konuşmasını noktaladı;
”Beni bir katilin hocası olarak andırmayın. 
Bana gaddar diyebilirsiniz... Bana acımasız diyebilirsiniz... Ama bana bir katili mezun etmiş hoca demeyin, dedirtmeyin..!!
Bu benim sizden tek isteğim ve vasiyetimdir."

Sevgili okur, yorum eklemeye sizce gerek  var mı?


KIZILAY VE ÇADIR SATIŞLARI HAKKINDA


"İflas eden kardeşinizin haraç meraç satışa çıkarılan evini satın almanız yasal hakkınız olabilir ama helal değildir.
İmar ruhsatı olan bir müteahhit şehrin ufkuna tecavüz ederken yasal olarak suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildir.
Yeni ve çok daha ucuz bir enerji türünün pazara girmesini önlemek üzere üretim haklarını satın alan ve sümen altı eden bir petrol şirketi yasal olarak suçsuzdur. Ama yaptığı iş helal değildir.
Keza raf ömrünü uzatmak için ekmeğin içine kanserojen madde koyan fırıncı yaptığı formülü ambalajın üzerine koyduğu için yasaldır, dolayısıyla suçsuzdur ama yaptığı iş helal değildir.ALEV ALATLI "
 O sebeble Kızılayın normal zamanlarda kurumun gelirini artırmave buna bağlı daha fazla hayır yapmak  adına birşeyler yapması normaldir,ama böylesi bir afette yaptığı belki yasalsada ahlaki ve helal değildir diye ekliyebiliriz..
Kızılay Tüzüğü'nün 5. maddesinde ise gönüllü hizmet hususuna yer verilerek "Kızılay hizmetlerinde hiçbir şekilde maddi ve manevi çıkar gözetmeyen, gönüllü bir yardım hareketidir" denilir.
Yani özetle Kızılayımız bu dönemde  ticaret yapmamalıydı… Yaparsanız,yukarıdaki eleştiri ve  sosyal medya paylaşımlarınada  malzeme olmanız kaçınılmazdır.
 

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
18Şub
28Oca

Muhtarlar Emet Survivor'da

17Oca
17Ara
29Kas