Kara Tren - Kumsal A.Y

Kara Tren


Dostlarını anılarını arkada bırak ve git, diyorlardı.
Git…
Asırlardır vatan belledikleri topraklarda gördükleri zulümler sonrasında duydukları tek şey git olmuştu…
İşte Bulgaristan Türklerinin acı dolu göçleri böyle başlıyordu…
1989 yazında her yaştan Bulgaristan türkü göç etmişti 
Todor jivkov’un soya dönüş politikası ile Türklerin ellerinden haklarını alarak isimlerinin değiştirilme sürecine soya dönüş demişti…
1984’te Bulgaristan’da komünist lider Todor jivkov döneminde başlayan Türklere yönelik asimilasyon politikasının artından 1989 yazında 350 bine yakın tüke git denildi
İlk büyük göçünü 1877-1878 yılları arasında Osmanlı X Rus savaşı öncesinde başlar. Osmanlı devletinin savaşı kaybetmesi üzerine 13 Temmuz 1878 Berlin anlaşmasıyla Bulgarlar özerklik kazanırlar.
2. göç dalgası ise 2. Meşrutiyet sonrası 1909’dan sonra gerçekleşti.
3.göçç dalgası da balkan savaşından sonra Türkiye’nin kurulmasıyla 1925türk Bulgar ikamet sözleşmesiyle başlayan Bulgaristan Türklerinin Türkiye’ye göçü 1940yılına kadar sürer.
1950-1952 yılları arasında Bulgaristan’ın tehcire zorlaması sonucu yeni bir göç dolayısıyla başlar.
1968-1978 yılları arasında Türkiye Bulgaristan arasındaki yakın akraba göçü anlaşması çerçevesinde göçler yapılır.
Ve son büyük göç dalgası 1989yazında yaşanır.
20. yüzyılın 2. Dünya savaşından sonraki en büyük kitlesel göç hareketi olan göçün acısı hala yüreklerde bir sızı olarak kalmaktadır…
Son göç dalgasına dek yaşanan isim değiştirme ve diğer baskılardır.
Todor jivkov iktidarının soya dönüş politikası Bulgaristan Türklerinin Osmanlı döneminde müslümanlaştırılmış Bulgar oldukları iddiasındaydı.
Bu iddia sadece Türklere yönelik değildi isim değiştirme uygulamalı çok daha önce Pomaklar üzerinde başlamıştı.
Sadece Türkçe isimler değil birçok yasaklamalara maruz kalmıştı Bulgaristan Türkleri
-Türkçe okumak ve yazmak YASAK
-Camiye gitmek YASAK
-Bayramda kurban kesmek YASAK 
-Sünnet olmak YASAK 
-Türkçe Radyo ve türkü dinlemek YASAK
-Türkçe konuşmak YASAK
Cenazeleri bile İslami geleneklere göre defnedilmesi yasaktı ve daha niceleri…
Sırf Türk oldukları için şiddet gördüler, erkek çocukları 3 ayda bir kontrol edildi sünnet oldular mı diye.
Bu ülkede türküm demek yasaktı adınız bile Türk değildi artık. 
İnsanlar bayramlarda kestikleri kurban etlerini Bulgar askerlerinden saklamak için yatakların altına saklıyordu.
Kur’an-ı Kerim’i toprağa gömüyorlardı saklamak için.
Yasakların ve zulmün esiri olan Bulgaristan’da sadece kendi in dil ve ırkları ile varlığını korumaya çalışan tütüncülük ve hayvancılık ile hayatını idame ettirmeye çalışan insanlara yapılan zulümlerin ardı arkası kesilmiyordu. 
Baskılara şiddetlere direnmek için Türkler birlik oldu.26 Aralık 1984 yılında Bulgaristan türkünün ayaklanışıydı.
Maalesef bu ayaklanış sonucunda binlerce şehit verdik.
Geride kalanlar ise fiziksel ve psikolojik şiddete maruz kalıyordu.
Belene adasına hapishaneye götürülüyorlardı zulüm görmek için. Hücreye atılan Türklerin içinde genç yaşlı kadın erkek demeden zulmediyorlardı. Türklük ’ten ve Müslümanlıktan vazgeçmeyip canları pahasına dimdik duran cesur yürekleri sayesinde bu durumu kabul etmiyorlardı.
19 Mayıs 1989 cebeldeki protesto Bulgaristan Türklerinin büyük isyanı olmuştu. Bu ayaklanma birçok yere sıçrıyordu. Ayaklanma sırasında protestolar kanla bastırılıyordu ve bu sırada kirlide 26 aralıkta Türkan bebek şehit edildi. Ayaklanma da anasının sırtında kurşunun nereden geldiğini anlayamayan Türkan bebek hayata gözlerini yummuştu…
Bu süreç zarfı içerisinde ise Türkler üzerinde etkili olabilecek kesimden insanları sınır dışı ederek geride kalan insanları zulmetmeye devam ediyorlardı. 
Sovyetler birliği politikasına bağlı olan Bulgaristan reform ve şeffaflık politikaları Bulgaristan’ı da etkileyecekti.
Bu politikanın gereği olarak vatandaşlara yurt içi ve yurt dışında serbest dolaşım hakkı tanındı.
Bunun üzerine 9 Mayıs 1989’dan itibaren Bulgaristan Türkleri de pasaport başvurusunda bulundular. Kimi pasaportlarıyla kimi kaçarak Türkiye’ye gelmişti ana vatan Türkiye’ye.
Türklerin protestoları ve açlık grevleri karşısında uluslararası alanda tepkilerle karşılaşan Todor jivkov zorunlu göç yöntemiyle Türkleri ülkeden göndermeye karar verir.
Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye gelmesi ve Türklerin sesi olmasının ardından Türklerin Türkiye’ye zorunlu göçleri için katkıda bulunmuştur.
Todor jivkov 29 Mayıs günü yaptığı konuşmasında Türkiye’ye gitmek isteyenlerin gitmesi için Türkiye’nin kapıları açması gerektiğini söyler. Dönemin başbakanı olan Turgut Özal’dan da yanıt hemen gelir. Sınırlarını açar.
6 Haziran 1989’da büyük göç başlar.
Gözyaşları içinde sevdiklerini, eşyalarını, ailelerini arkada bırakıp ana vatana gelmek için uğraşıyorlardı. Kimisi yolda kaldı, geri döndürdüler, kimisi babasını kardeşini eşini ardından bıraktı ana vatan için
Kapıkuleden geri çevrilen binlerce türkün ailelerini de parçalamıştı Bulgaristan. Onca türkün yüreklerinde ateşler yanarken bir de yanlarındaki sığınacakları limanlarını da yakmıştı. Çocuklarını eşlerini bırakıp Türkiye’ye geldi binlerce Türk. Geride kalanların sağ kaldıklarının bile garantisi yoktu…
Tren garları, oradan oraya koşturan umut ve korku dolu bakışlar eşliğinde trenlere koşan insanlarla doluydu.
Gözyaşları utanç trenlerinin beklediği istasyonlarla dolup taşıyordu.
Türkiye’ye gelen Türklerin tren garlarındaki toprağı öpmeleri ana vatana geldikleri için umut göz yaşı döküyorlardı kim bilir belki de arkalarında kalanlara bir gün kavuşabilmek umuduyla…
21 ağustosa kadar süren bu göç 21 ağustostan sonra vize ile gerçekleşti 1990 temmuz ayına kadar 350 bin tük türkiyeye kavuştu. 1989 yazının sonrasında kasım 1989 da soya dönüş politikasının sahibi Bulgaristan devlet konseyi başkanı Todor jivkov Sovyetler Birliği ve doğu Avrupa’yı saran demokratikleşme rüzgârıyla görevi bırakmak zorunda kaldı çünkü komünizmin arkasında Panslavizm uyguluyordu.
Türkiye’ye gelen Bulgaristan Türkleri geldikleri günden itibaren bu yaşananların acısını bir dakika bile unutmadan canla başla durmadan çalışarak kendilerine sıfırdan bir hayat kurdu ama bu zulmü hiçimse unutmadı…
Tüm Bulgaristan göçmenlerine saygı ve sevgilerimle…
Her ne olursa olsun asla kimliğinden dininden dilinden vazgeçmeyip canı pahasına vatanını savunan tüm Türklere teşekkürlerimi sunmak isterim. Türk olmanın gururunu bizlere yaşattığınız için.

[email protected]

YAZIYI PAYLAŞ!

YAZARIN SON 5 YAZISI
19Tem

Kara Tren

07Nis

Oyun Nedir?

10Ara

Bugün Tebessüme İhtiyacım Var

02Ara

Pareto Kuralı ve Etkileri

11Kas

Kendin İçin Adım At